RÜYALEM

Yücel Kale 1971 yılında İstanbul'da doğdu ve hala İstanbul'da yaşamaktadır. Mimar Sinan Üniversitesi Heykel Bölümünden 2000 yılında mezun oldu. Amerika, İtalya, Fransa, Almanya, Japonya'da ve Türkiye'nin farklı illerinde eserlerini sergileyen sanatçı, İzmir'deki ilk solo sergisi "Rüyalem" ile BonVivant'da sanatseverlerle buluşuyor.

Kale, bu sergide de her zamanki gibi sürrealist tarzda çalışırken ayrıca doğanın derin bir ruhsal güç olduğu inancını romantiklerle paylaşıyor. Onun 'Timsah' adlı lirik ve kışkırtıcı çalışması, pastel tonlarda neredeyse canlı olan doğaüstü bir sürüngenin tekrarlayan formlarından oluşuyor. Eserleri şiir dünyasına hitap ediyor ve aydınlık bir palet ve yüklü, gizemli atmosferlerle karakterize ediliyor. Sanatçının çalışmaları şiirsel hayal gücünü  yakalamaya çalışıyor. Hayvan formu sanatçının pratiğinde yinelenen bir motifdir, bu heykeller genellikle sanatçının çocukluktaki benliğine ulaşma girişimi olarak tanımlanır. Kale, 'doğaya dönüş' perspektifini önerdiği açık parlak mükemmellik için pastel renkli    akrilikler ve yağlı boya kullanıyor. Usta bir heykeltıraş olan Yücel Kale kendisini 'simyacı' heykeltıraşın klasik duygusallığında buluyor.

  Eserleri saf duygu ve hayal gücüyle, yüce bir poetikayı çağrıştırıyor. Kale, kavramsal yapılardan yararlanarak lüks ikonlar ve özenli işler yaratıyor; büyüleyici dış görünüşlerinin altında, izleyiciyi kültürel tarihle metafizik bir diyaloga sokarken, fantastik yaratıkları da izleyiciyi rüyalar alemine götürüyor. Sanatçı yarı değerli taşlar, bakır, pirinç, kurşun, alüminyum, deri, cam, ahşap, kil ve boynuza kadar uzanan organik malzemelerin potansiyelini madenler ile işleyerek çağdaş eserler yaratıyor. Detaylara ve el işçiliğine takıntılı bir şekilde dikkat ederken, hayal gücünü harekete geçiren 'yeni' bir gerçeklik  yaratmaya çalışıyor. Yücel Kale'nin heykelleri, doğal ve doğaüstünün bir arada olduğu bir dünya sunuyor. Asırlık sembolleri ve mitleri, irrasyonel inançları ve doğal dünyayı merak ediyor. Kadınları ve diğer doğaüstü yaratıkları, Viktorya dönemi İngiliz resminin perilerinde yankı buluyor, sanatçı duyarlılığı uhreviliğe evriliyor. Zengin detaylı polikrom heykellerinde Bizans ve Osmanlı'nın renklerini kullanarak sanat tarihine olan ilgisini de karakterize ediyor.