KAFA SESİ

Kafa sesi, bir vokalin doğal olarak çıkabileceği en yüksek nota aralığını ifade eder. Bir melodinin ilk kıvılcımıdır, ritimden önce gelir. Zihnin derinliklerinde başlayan bir titreşim, duyulmayan bir armonidir. Dışa vurulmadığında daima orada olan, bir fon müziği gibi süregelen bir varlıktan söz edilebilir. Bu, aslında sessizliğin müziğidir.

Her düşünce bir nota, her duygu bir perdedir. "Kafa Sesi," uyumsuz gibi görünen notaların bir uyum arayışıdır; çözülmemiş bir disonansın bıraktığı gerilimdir. Ses, kaos içinde bir düzen arar ama bu düzen bir sona değil, bir döngüye aittir.

Bu ses bir orkestra değildir. Daha çok tek bir çalgının doğaçlama bir solosudur: Bir kemanın içli bir hüzünle titrediği, bir piyanonun derin tuşlara bastığı ya da bir davulun ani patlamalarla boşluğu parçaladığı bir etki gibidir. Aslında, bu ses sustuğunda en güçlüdür. Çünkü yankıları, bir sessizliği enstrümana dönüştürür.

Tüm bu müzikal yapı, zihnin derinliklerinde yazılan bir partisyon gibidir; sanatçı ise bu sesi okumayı ve görünür kılmayı üstlenir. Burada müzikten söz ediyor gibiyken, aynı metaforun görsel sanatlar için kullanıldığı da unutulmamalıdır. Zihninin derinliklerinden beslenen ve o sesi duyarak dışavurumunu görsel bir alanda üreten, ritmini plastik sanatların elemanlarıyla kurgulayan bir sanatçı için “kafa sesi” bağlamın merkezidir.

Bu gerekçeyle, Merih Tekin Bender’in sanatsal üretimlerinin ortak anlatımını etkili bir şekilde ifade eden “kafa sesi” konsepti belirlenmiştir.

27 Ocak-1 Mart 2025 tarihlerinde Bon Vivant’da gerçekleşecek olan “Kafa Sesi” konseptli sergide, sanatçı Merih Tekin Bender’in çoğunluğu yağlıboya, akrilik ve karışık tekniklerle üretilen 29 adet eseri izleyiciyle buluşacaktır. “Kafa sesi,” insan zihninin senfonisi olarak da tanımlanabilir: Kaotik, kendine has, tamamlanması zor ama anlam bulduğunda bir o kadar gerçek bir senfonidir. Bu gerçekliği kendi kafa sesleriyle tanımlayan ve ondan keyif alabilen izleyicilerle buluşturmak üzere…